Yazı görseli

"Duygularını Bastırmanın Bedeli"

Sessiz Öfke

Bazı insanlar için öfke göstermek kabul edilemez bir davranıştır. Bu kişiler genellikle sakin, anlayışlı ve uyumlu görünürler. Ancak dışarıdan sakin görünen bu tavrın altında, çoğu zaman bastırılmış bir öfke yatar. Duygularını bastırmak, kısa vadede çatışmadan kaçınmayı sağlar; fakat uzun vadede insanın iç dünyasında sessiz bir gerginlik yaratır.

Bastırılan öfke, yok olmaz — yalnızca yön değiştirir. Bazen bedensel olarak kendini gösterir: gerginlik, baş ağrısı, mide sorunları... Bazen de duygusal biçimde: kırgınlık, isteksizlik ya da içe kapanma. Kişi, öfkesini doğrudan ifade edemediği için onu dolaylı yollardan yaşar. Bu durumda iletişim netliğini kaybeder; söylenmeyen kelimeler ilişkilerde birikmeye başlar.

Öfkenin kendisi zarar verici değildir; onu bastırmak ya da patlayıcı biçimde dışa vurmak, asıl sorunu yaratır. Bastırılan öfke, insanın sınırlarını belirsizleştirir. “Kırılmasın”, “bozulmasın” diyerek sessiz kalmak, zamanla özsaygıyı zedeler. Kişi, kendi ihtiyaçlarını geri plana atarken içten içe tükenmeye başlar.

Terapide, bastırılan öfke “yıkıcı bir duygu” olarak değil, “sınır koyma” ve “kendini ifade etme” kapasitesi olarak ele alınır. Kişi, öfkesinin altında yatan incinmişliği ya da değersizlik hissini fark ettiğinde, öfke artık bir tehdit değil, bir mesaj haline gelir. Duygularını bastırmadan, zarar vermeden ifade edebilmek; duygusal olgunluğun en temel göstergelerinden biridir.

Bastırılan duygular kaybolmaz, biriker. Onları fark etmek ve ifade etmeyi öğrenmek, hem ruhsal hem bedensel dengeyi korumanın anahtarıdır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi ya da psikolojik tanı niteliği taşımaz. Kendi durumunuza özel değerlendirme için bir uzmana başvurmanızı öneririz.

Beylikdüzü'nde Uzman Klinik Psikolog Berk Baykal ile duygularını ifade etme üzerine çalışmak ve kendi sürecinizi birlikte değerlendirmek isterseniz buradan iletişime geçebilirsiniz.

Uzman Klinik Psikolog Berk Baykal