İnsanlar sosyal ilişkiler kurmaya, anlaşılmaya ve duygusal yakınlık hissetmeye ihtiyaç duyar. Ancak bazı kişiler, çevrelerinde pek çok insan bulunmasına rağmen kendilerini yalnız hissedebilir. Aileleriyle, arkadaşlarıyla veya partnerleriyle düzenli iletişim kurmalarına rağmen içlerinde devam eden bir anlaşılmama ve duygusal uzaklık hissi yaşayabilirler.
Bu durum her zaman sosyal ilişkilerin yetersizliğiyle açıklanamaz. Bazen kişinin yakın ilişkilerde geliştirdiği beklentiler, geçmiş deneyimleri ve duygusal ihtiyaçlarını ifade etme biçimi de yalnızlık hissini etkileyebilir.
Şema Terapi yaklaşımında bu deneyimlerin bazıları, duygusal yoksunluk şeması çerçevesinde ele alınır.
Duygusal Yoksunluk Şeması Nedir?
Duygusal yoksunluk şeması, kişinin yakın ilişkilerinde ihtiyaç duyduğu ilgi, anlayış ve duygusal desteğin yeterince karşılanmayacağına ilişkin geliştirdiği temel beklentidir.
Bu şemaya sahip kişiler, çevrelerindeki insanların kendilerini gerçekten anlamayacağını veya ihtiyaç duydukları duygusal yakınlığı sağlayamayacağını düşünebilir.
Örneğin kişi, partneriyle düzenli vakit geçirmesine rağmen duygularının yeterince anlaşılmadığını hissedebilir. Arkadaşlarıyla sık görüşse bile yaşadığı sorunları paylaşmakta zorlanabilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, duygusal yoksunluk hissinin her zaman kişinin çevresindeki insanların ilgisiz olduğu anlamına gelmemesidir. Bazen gerçekten karşılanmayan ihtiyaçlar söz konusuyken bazen de geçmiş deneyimlerin etkisiyle gelişen beklentiler mevcut ilişkilerin değerlendirilmesini etkileyebilir.
Duygusal Yoksunluk Şeması Nasıl Gelişir?
Çocukluk döneminde bakım verenlerle kurulan ilişkiler, kişinin duygusal ihtiyaçlarını nasıl tanımladığını ve başkalarından ne beklediğini etkileyebilir.
Çocuğun fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması kadar duygusal ihtiyaçlarının fark edilmesi de önemlidir. Üzüldüğünde anlaşılmak, korktuğunda destek görmek ve yaşadığı duyguların önemsendiğini hissetmek, güvenli ilişkilerin gelişimine katkı sağlar.
Bazı ailelerde çocukların temel ihtiyaçları karşılanmasına rağmen duygusal deneyimlerine yeterince alan açılmayabilir.
Örneğin çocuk üzüldüğünde duygularının konuşulması yerine konunun değiştirilmesi veya yaşadığı güçlüğün önemsiz görülmesi, zamanla duygusal ihtiyaçlarını ifade etme biçimini etkileyebilir.
Bu deneyimler her çocukta aynı sonuçları oluşturmaz. Ancak bazı kişilerde, başkalarından duygusal destek beklemenin karşılıksız kalacağına ilişkin kalıcı düşünce örüntülerinin gelişmesine katkıda bulunabilir.
İnsan Neden Anlaşılmayacağını Düşünür?
Duygusal yoksunluk şemasıyla ilişkili önemli özelliklerden biri, kişinin ihtiyaçlarının karşılanmayacağına yönelik beklentisidir.
Kişi duygularını paylaşmadan önce bile karşı tarafın kendisini anlamayacağını düşünebilir. Bu nedenle ihtiyaçlarını açıkça ifade etmek yerine geri çekilmeyi tercih edebilir.
Ancak ihtiyaçların ifade edilmemesi, karşı tarafın bu ihtiyaçları fark etmesini de zorlaştırabilir.
Böylece kişi, anlaşılmadığını düşündüğü için duygularını paylaşmaktan kaçınabilir; duygularını paylaşmadığı için de ilişkide istediği yakınlığı kuramayabilir.
Bu durum zamanla kişinin başlangıçtaki beklentisini güçlendiren bir ilişki örüntüsüne dönüşebilir.
Duygusal Yoksunluk Yetişkin İlişkilerini Nasıl Etkiler?
Duygusal yoksunluk şeması, kişinin romantik ilişkilerinde ve arkadaşlıklarında farklı biçimlerde ortaya çıkabilir.
Bazı kişiler ihtiyaçlarını karşılamayan ilişkilerde uzun süre kalabilir. Bazıları ise yakınlık kurmak istedikleri halde duygusal ihtiyaçlarını ifade etmekten kaçınabilir.
Bir başka durumda kişi, karşısındaki insanın kendisini herhangi bir açıklamaya ihtiyaç duymadan anlamasını bekleyebilir. Bu beklenti karşılanmadığında yoğun bir hayal kırıklığı yaşayabilir.
Şema Terapi açısından bu tepkiler, kişinin geçmişte geliştirdiği duygusal beklentiler ve baş etme biçimleriyle birlikte değerlendirilir.
Ancak her yalnızlık veya anlaşılmama hissi duygusal yoksunluk şemasına işaret etmez. Mevcut ilişkilerin niteliği, kişinin yaşam koşulları ve sosyal destek kaynakları da değerlendirilmelidir.
Duygusal Yoksunluk Şeması Değişebilir mi?
Şemalar, kişinin yaşam deneyimleri boyunca gelişen ve zamanla güçlenebilen düşünce, duygu ve davranış örüntüleridir. Ancak değişmez yapılar değildir.
Duygusal yoksunluk şemasının ele alınmasında kişinin duygusal ihtiyaçlarını tanıması, bu ihtiyaçları nasıl ifade ettiğini fark etmesi ve yakın ilişkilerindeki beklentilerini değerlendirmesi önemlidir.
Psikoterapi sürecinde geçmiş deneyimlerin bugünkü ilişkiler üzerindeki etkileri incelenebilir. Kişinin duygusal ihtiyaçlarını ifade etmesini zorlaştıran düşünceler ve davranış biçimleri üzerinde çalışılabilir.
Kalabalıkların içinde yalnız hissetmek her zaman çevrede yeterince insan bulunmamasıyla ilgili değildir. Bazen kişinin ilişkilerinde anlaşılma, kabul görme ve duygusal destek alma ihtiyaçlarının nasıl karşılandığıyla ilişkilidir.
Bu nedenle yalnızlık hissini anlamak, yalnızca sosyal ilişkilerin sayısını değil, bu ilişkilerde kurulan duygusal bağın niteliğini de değerlendirmeyi gerektirir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi ya da psikolojik tanı niteliği taşımaz. Kendi durumunuza özel değerlendirme için bir uzmana başvurmanızı öneririz.
Beylikdüzü'nde Uzman Klinik Psikolog Berk Baykal ile duygusal yoksunluk şemanızı anlamak ve kendi sürecinizi birlikte değerlendirmek isterseniz buradan iletişime geçebilirsiniz.
