Sosyal ortamda yalnız oturan adam - özgüven kaybı

"Bazı İnsanların Yanında Neden Özgüvenimizi Kaybederiz?"

Özgüvenin Her Ortamda Aynı Olmamasının Psikolojisi

İnsanlar bazı ortamlarda kendilerini rahat, girişken ve yeterli hissederken başka ortamlarda aynı güveni gösteremeyebilir. Yakın arkadaşlarıyla düşüncelerini kolaylıkla ifade eden bir kişi, iş yerinde veya belirli insanların yanında konuşmaktan çekinebilir. Normalde karar vermekte zorlanmayan biri, kendisinden daha deneyimli gördüğü insanların karşısında kendi fikirlerinden şüphe etmeye başlayabilir.

Bu durum, özgüvenin her zaman sabit bir kişilik özelliği olmadığını gösterir. Kişinin kendisine duyduğu güven; içinde bulunduğu ortamdan, geçmiş deneyimlerinden, karşısındaki insanlarla kurduğu ilişkiden ve kendisini nasıl değerlendirdiğinden etkilenebilir.

Özellikle belirli insanların yanında ortaya çıkan özgüven kaybını anlamak, kişinin yalnızca kendisine yönelik düşüncelerini değil, ilişkilerinde geliştirdiği beklentileri de değerlendirmeyi gerektirir.

Özgüven Neden Her Ortamda Aynı Değildir?

Özgüven, kişinin kendi becerilerine ve karşılaştığı durumlarla baş edebilme kapasitesine ilişkin değerlendirmeleriyle bağlantılıdır. Ancak bu değerlendirmeler yaşamın her alanında aynı düzeyde olmayabilir.

Örneğin mesleğinde deneyimli bir kişi, iş hayatında kendisini yeterli hissederken sosyal ilişkilerinde daha çekingen davranabilir. Benzer şekilde arkadaş ortamında rahatça konuşabilen biri, kalabalık bir topluluk önünde düşüncelerini ifade etmekte zorlanabilir.

Bu farklılıklar her zaman genel bir özgüven eksikliğine işaret etmez. Kişinin belirli durumlarda sahip olduğu deneyimler, o ortamda nasıl karşılanacağını düşünmesi ve hata yapmaya yüklediği anlam da özgüvenini etkileyebilir.

Dolayısıyla özgüveni değerlendirirken kişinin yalnızca ne kadar kendine güvendiğine değil, hangi koşullarda kendisine güvenmekte zorlandığına da bakmak gerekir.

Bazı İnsanların Yanında Neden Kendimizi Daha Yetersiz Hissederiz?

İnsanlar sosyal ilişkilerinde kendilerini zaman zaman başkalarıyla karşılaştırabilir. Bu karşılaştırmalar kişinin kendi özelliklerini değerlendirmesine yardımcı olabileceği gibi bazı durumlarda yetersizlik duygusunu da artırabilir.

Özellikle karşısındaki insanı daha başarılı, bilgili veya güçlü olarak değerlendiren kişiler, kendi becerilerini olduğundan daha olumsuz görmeye başlayabilir.

Örneğin kişi normalde rahatlıkla ifade edebileceği bir düşünceyi, kendisinden daha deneyimli gördüğü birinin yanında paylaşmaktan çekinebilir. Söyleyeceklerinin yeterince önemli olmadığını veya yanlış anlaşılacağını düşünebilir.

Bu durumda kişinin sahip olduğu bilgi ve beceriler değişmemiştir. Değişen, bulunduğu ortamda kendisini değerlendirme biçimidir.

Bazı kişiler için bu değerlendirme, karşı tarafın gerçekten eleştirel davranmasından kaynaklanabilir. Bazıları içinse henüz olumsuz bir tepkiyle karşılaşmadan eleştirileceklerine yönelik bir beklenti oluşabilir.

Bu nedenle özgüven kaybını yalnızca kişinin kendisiyle ilgili bir sorun olarak değerlendirmek yeterli değildir. İçinde bulunduğu ilişkinin niteliği de önemlidir.

Çocuklukta Yaşanan Eleştiriler Özgüveni Nasıl Etkiler?

Kişinin kendisini değerlendirme biçimi, yaşam boyunca edindiği deneyimlerden etkilenir. Özellikle çocukluk döneminde önemli kişilerden alınan geri bildirimler, bireyin kendi yeterliliğine ilişkin düşüncelerinin gelişmesinde rol oynayabilir.

Sürekli eleştirilen, başkalarıyla karşılaştırılan veya hataları yoğun biçimde vurgulanan bir çocuk, zamanla kendi davranışlarını daha katı ölçütlerle değerlendirmeye başlayabilir.

Örneğin çocuk düşüncesini ifade ettiğinde sık sık küçümseniyorsa, yetişkinlikte de belirli insanların yanında konuşurken benzer bir olumsuz tepkiyle karşılaşacağını düşünebilir.

Bu beklenti, kişinin geçmişte yaşadığı deneyimlerin bugünkü ilişkilerinde yeniden etkili olmasıyla bağlantılı olabilir.

Şema Terapi kapsamında ele alınan kusurluluk ve başarısızlık şemaları, bazı kişilerin kendilerine yönelik olumsuz değerlendirmelerini anlamaya yardımcı olabilir. Kişi kendisini başkalarından daha yetersiz veya eksik gördüğünde, sosyal ortamlardaki davranışlarını da bu beklentiler doğrultusunda şekillendirebilir.

Ancak çocuklukta eleştirilmiş olmak, yetişkinlikte mutlaka özgüven sorunu yaşanacağı anlamına gelmez. Kişinin sonraki deneyimleri, destekleyici ilişkileri ve geliştirdiği beceriler de özgüveninin şekillenmesinde önemli rol oynar.

Başkalarının Yanında Kendimizi Neden Sürekli Kontrol Ederiz?

Özgüvenin azaldığı durumlarda bazı kişiler, dikkatlerini içinde bulundukları etkileşimden çok kendi davranışlarına yöneltebilir.

Konuşurken yanlış bir kelime kullanıp kullanmadıklarını, karşı tarafın kendileri hakkında ne düşündüğünü veya yeterince iyi bir izlenim bırakıp bırakmadıklarını değerlendirebilirler.

Bu yoğun öz değerlendirme, kişinin doğal davranmasını zorlaştırabilir.

Örneğin bir toplantıda düşüncelerini paylaşmak isteyen kişi, söyleyeceklerinin nasıl karşılanacağını uzun süre düşündüğü için konuşma fırsatını kaçırabilir. Sonrasında ise sessiz kalmasını kendi yetersizliğinin göstergesi olarak değerlendirebilir.

Böylece kişi, olumsuz değerlendirilmekten kaçınmak amacıyla davranışlarını sınırlandırırken bu sınırlandırma özgüvenine ilişkin olumsuz düşüncelerini güçlendirebilir.

Bu durum özellikle sosyal değerlendirilme kaygısıyla ilişkili olabilir. Ancak belirli ortamlarda çekingen davranmak, tek başına sosyal kaygı bozukluğu bulunduğu anlamına gelmez.

Özgüven Eksikliği ile Kendini Değersiz Hissetmek Aynı Şey midir?

Özgüven ve özdeğer birbiriyle ilişkili olmakla birlikte aynı kavramlar değildir.

Özgüven, kişinin belirli durumlarda kendi becerilerine ve yeterliliğine ilişkin değerlendirmeleriyle bağlantılıdır. Özdeğer ise kişinin kendisini bir insan olarak ne ölçüde değerli gördüğüyle ilgilidir.

Örneğin kişi topluluk önünde konuşma konusunda kendisine güvenmeyebilir. Ancak bu durum, kendisini genel olarak değersiz gördüğü anlamına gelmez.

Buna karşılık bazı kişiler, belirli bir alandaki başarısızlıklarını kişisel değerlerinin göstergesi olarak değerlendirebilir.

Bir toplantıda yeterince iyi konuşamadığını düşünen kişi, yalnızca iletişim becerisini sorgulamak yerine kendisini genel olarak yetersiz hissedebilir.

Bu iki değerlendirme arasındaki fark önemlidir. Çünkü kişinin belirli bir beceride zorlanması, bütün kişiliğine yönelik olumsuz bir sonuca ulaşmasını gerektirmez.

Özgüven Nasıl Gelişir?

Özgüvenin gelişmesi, kişinin her durumda kendisini güçlü veya yeterli hissetmesi anlamına gelmez. İnsanlar yeni ve belirsiz durumlarda zorlanabilir, hata yapabilir veya kendilerinden şüphe duyabilir.

Önemli olan, bu deneyimlerin kişinin kendisine yönelik genel değerlendirmesini nasıl etkilediğidir.

Özgüvenin gelişmesinde kişinin kendi becerilerini gerçekçi biçimde değerlendirmesi, yeni deneyimler kazanması ve hata yapmayı kişisel yetersizliğinin kesin bir göstergesi olarak görmemesi önemlidir.

Ayrıca kişinin hangi insanların yanında kendisini daha güvensiz hissettiğini fark etmesi, ilişkilerindeki beklentilerini anlamasına yardımcı olabilir.

Psikoterapi sürecinde kişinin kendisine yönelik geliştirdiği temel inançlar, geçmiş eleştiri deneyimleri ve sosyal ortamlarda ortaya çıkan düşünce ve davranışları değerlendirilebilir.

Özgüven, bütün insanların yanında aynı rahatlığı göstermek veya hiçbir zaman kendinden şüphe duymamak değildir. Kişinin zorlandığı durumlarda da kendi becerilerini ve değerini daha dengeli değerlendirebilmesiyle ilişkilidir.

Bazı insanların yanında özgüvenin azalması, her zaman kişinin gerçekten yetersiz olduğunu göstermez. Bazen bu durum, geçmiş deneyimlerin, ilişkisel beklentilerin ve kişinin kendisine yönelik değerlendirmelerinin bir sonucu olabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi ya da psikolojik tanı niteliği taşımaz. Kendi durumunuza özel değerlendirme için bir uzmana başvurmanızı öneririz.

Beylikdüzü'nde Uzman Klinik Psikolog Berk Baykal ile kendi sürecinizi değerlendirmek isterseniz buradan iletişime geçebilirsiniz.

Uzman Klinik Psikolog Berk Baykal